DEPREM ve ÖLEN BİR MESLEKTAŞIN ARDINDAN

BİR GÜNDE 74 MİLYON OLMAK?.

Asansöre son anda yetiştim. Asansör yolcularına katıldım ve ister istemez konuşmaya kulak misafiri oldum. 20`li yaşlarda ki genç, karşısındaki kişiye biz depremde 74 milyon olduk bunu unutmayız? diyordu.

Bir sonra ki gün, taşladıkları panzer çukura saplanınca çıkarmak için taşlamayı bırakıp yardıma gelen gençleri gördüm.

Kürdü Türke, Türkü Kürde düşman etmeye çalışan emperyalizmin henüz yıkmayı başaramadığı kardeşlik ve dayanışma duygusunun dimdik ayakta olduğunu gördüm.

Tüm halkların rahat, müreffeh, eşit, kardeşçe ve özgürce yaşadığı bir ülkeye olan özlemimle umutlandım. Bilimin, aklın rehber olmasını arzuladım.  İnsanların dil, din, ırk, mezhep, cinsiyet, statü, renk gibi farklılıkları ile değil; sadece ve sadece iyi-kötü olarak sınıflandığı günleri hayal ettim.

İnsanların enerjilerinin yeniliğe ve üretip geliştirmeye odaklandığı, daha iyisini yapmak için yarıştığı günleri arzuladım. Nefretin değil, sevginin kalplere nakşedildiğini, kindarlığın değil muhabbetin yüceltildiğini duymak istedim.

Soruyorum size ey insanlar, çok mu şey istedim?

 

 

BİLİR MİSİNİZ  TÜKENMİŞLİĞİ ?

( Yitip giden genç meslektaşımız belki de tükenmişliği yaşadı.)

Bedenin yere çakılırken kemiklerin çatırdama sesi neye benzer bilir misiniz? Ilgıt ılgıt kan betona yavaşça yayılırken, can bedeni terk eder, gencecik fidanlar solar bilir misiniz?

Ardında ne günler, ne acılar, ne aşklar, ne sevinçler, ne hayal kırıklıkları bıraktı bilir misiniz? Ana babanın gururu, göz bebeği idi o bilir misiniz?

Oh olmuş nidalarını internet sayfalarına yorum diye yazan Vandallar var; bunları da bilir misiniz?  Sorsanız adını bile bilmedikleri insanı, sırf kinlenmişlikleri, ya da kıskançlıkları veya her ne ise, kısaca soysuzlukları nedeniyle, hak etmiştir diye yargılayıp, yaftalayan insan kılıklı yaratıkları bilir misiniz?

Oy almak uğruna ülkenin en uzun ve en zor eğitim sürecinden imbikten süzülür gibi, badireler atlatarak yetişen insanları kötüleyerek, onların sırtından rant elde edenler var bilir misiniz?

Bilirsiniz, biliriz ya da bilmeyiz; buralarda kendimiz yazar, kendimiz okuruz. Zira okuma alışkanlığı yoktur bu topraklarda. İstatistiklerde okur yazarlık oranları %90`ları gösterse de kitap, gazete, dergi satışlarından anlarız okumadığımızı; reytinglerden anlarız izlediğimizi. Toplum olarak okumayıp izlediğimizi bilen birileri, bunu kullanıp izleyenlere kötüler durur biz hekimleri. Sonrasında gelsin yumruklar, bıçaklar, ölümler, intiharlar.

Ama yetmez iktidar sahiplerine bu kadarı. SABİM denen ihbar hatları kurar, ön elemeden geçirmeden her şikayette yapışır hekimin yakasına, açar soruşturmayı. Performans denen illet yüzünden canı burnunda çalışan hekim bu sefer suçsuzluğunu kanıtlamak için savunmalar hazırlar,literatür karıştırır,bunalır.

Bu da yetmez, bir de hasta hakları komisyonları kurup SABİM dışı yollarla gelen şikayetleri de değerlendirirler; yani boş yoktur ve her yoldan şikayet mübahtır. Hayatında ameliyat görmemiş kişilere anlatır hekim, komplikasyonu- hastalığın doğal akışını vesaireyi. En kötüsü de saçma sapan şikayetlere mantıklı cevap vermeye çalışmasıdır hekimin, beklide en çok bu yorar hekimi.

Biz biliriz, vicdan sahipleri de bilir ya da tahmin eder bunları. Elbet yönetenler de bilir ama farkında değilmiş gibi yaparlar, biz bunu da biliriz. Brecht`in dediği gibi en tehlikeli hal CEHALETİN ÖRGÜTLÜ HALİDİR.  Brecht eksik demiş, daha da tehlikelisi bu örgütlenmenin devlet eliyle yapılmasıdır.

Genç meslektaşımıza Allah`tan rahmet, ailesine ve sağlık camiasına başsağlığı dilerim


Yazar : Dr. İhsan RUA