Sıradan Bir Günüm;

Bir gün önceden belirlenen saatte randevu almış birinci hastamı içeri davet ettim. Tanışma faslını takiben hastaya ait ayrıntılı anemnez formunu doldururken birer tane sabah kahvemizi içtik. Daha sonra hastamı muayene masasına davet ettim. Nabız ?tansiyon ölçümü dahil ayrıntılı bir şekilde sistemik muayeneyi yaklaşık 10-15 dakikada tamamladım. Branş muayenemi tamamladıktan sonra hastam giyinirken ben ellerimi yıkadım ve tekrar çalışma masama geçip tetkiklerimi istedim. Hastama anemnez ve muayene bulgularıyla ilgili ön tanımı anlatıp bilgilendirdim. Konu ile ilgili sorduğu soruları cevaplayıp personel çağrı ziline bastım. Gelen personel hastanın tetkiklerini yapması için yardımcı olacaktı. Yaklaşık 20-25 dk. süren ilk hastadan sonra ikinci hastayı çağırdım. Böylece sabahki 6 hastanın muayenesine devam ettim. Tam o anda eşim uyandırdı, kalk polikliniğe gecikeceksin dedi.


Hızlıca hazırlanıp hastaneye vardım. Saat 08:30?da hasta bakmaya başladım. Birkaç cümleyi geçmeyen neyin var faslından sonra sadece branş muayenemi yaptım. Hastaya durumuyla ilgili çok kısa bilgi verip, yapacağı tetkikleri eline tutuşturup, tamamlamasını istedim. Soran gözlerle birinci hastayı gönderip ikinci hastaya geçtim. Öğlene kadar 30 hastayı bitirmem gerekiyordu, çünkü günlük sigortalı hasta kotası 60 idi ve sigortasız acil hastalarla bu sayı 70-80?i bulabiliyordu.


Böyle yoğun bir çalışma temposuyla birinci haftanın sonunda mesleki tükenmişlik ve bıkkınlık kaçınılmaz oluyordu.


Yazar : Dr.Zeki EVLİYAOĞLU