BİRDE BENDEN DİNLEYİN

Son günlerin popüler konusu kürtaj. Başbakan tarafından hiç beklenmedik bir anda ve insanların yoğun olarak Uludere olaylarını konuştuğu bir zamanda ortaya atıldığı için gündemi değiştirmeye yönelik bir manevra olarak olarak yorumlansa da görüldüğü üzere bugün yoğun olarak tartışıyoruz.

Bir tarafta Başbakanın ??Her kürtaj bir Uludere?dir?? sözü. Bir tarafta Diyanet İşleri Başkanlığı?nın ceninin ruhu olduğu, dolayısıyla kürtajın cinayetle eşdeğer olduğu ve anne babanın hakkı olamayacağı şeklindeki sözleri. Kimileri cenine ruhu 90-120 gün içinde verilir dolayısıyla bu süreden önce kürtaj yapılabilir desede  süre konusunda ortak bir görüş yok. Son olarakta kadınların vücutlarına sahip çıktıkları yürüyüşler ve erkeklerin onları destekleyen eylemleri.

Sağlık Bakanımız bazı medikal gereklilikler dışında, tecavüz sonucu oluşan gebeliklerin bile sonlandırılmaması gerektiğini, doğacak çocuklara devletin bakabileceğini söylese de tecavüz gibi psikolojik travmanın çok yoğun şekilde yaşandığı bir olay sonrası gebe kadının dokuz ay boyunca, karnına baktıkça hatırlayacağı dahası kendinden nefret edebileceği hatta intihara kadar gidebilecek bir olası süreç. Dahası ülkemizdeki yetiştirme yurtlarının şartları ve oralarda yaşananlar da ortadayken.

Dünyanın birçok yerinde Avrupa?da, Amerika Birleşik Devletlerin?de de benzer tartışmalar var. Elbette biz de tartışacağız. Ancak tartışırken unutmamamız gereken bir şey var. Bence hiçbir kadın isteyerek, güle oynaya kürtaj olmaz. Her kürtaj annede hatta babada izler bırakır.

Birde ülke gerçekleri var. Ülkemizin özellikle doğu bölgelerindeki ailelerin geneli çok çocuklu, yani zaten kürtaj yaptırmıyor. Bazı anne babalar ise dini görüşleri gereği zaten kürtaja karşı. Peki öyleyse kimler kürtaj yaptırıyor? Sağlık Bakanlığınının elinde istatistiki bir veri varmı bilmiyorum ancak bana göre sosyoekonomik düzeyi orta-üst seviyede olan, genelde çalışan ve sıklıkla Türkiye?nin batısında oturan kadınların tercihi olabiliyor kürtaj.

Zaten tüm da kürtaj yapmıyor. Kimi ahlaki bulmadığından kimi dini inançları gereği bir çok Kadın Doğum uzmanı arkadaşım kürtaja karşı.

İsterseniz gözlerimizi kapayıp olası bir kürtaj yasağında olabilecekleri düşünelim.

Size hiçbir kadının markete gider gibi kürtaja gidebileceğini düşünmediğimi söylemiştim. Kürtaja ençok başvuran kadın profilini de buna eklerseniz istenmeyen bir gebelik durumunda bu insanların yasak olsada kürtaj seçeneğine yöneleceği gayet açık. Bu durumda en büyük problem kürtaj değil kürtaj yapacak doktoru bulmak.

Büyük paralar karşılığında, merdiven altı olarak tabir edilen gayri sıhhi şartlarda,

belkide ehil olmayan kişilere kürtaj olacak kadınların karşılaşabilecekleri hayati riskleri ve olası dramları görmemiz gerekiyor.

Öyleyse çözüm yasak mı?Genelevlerin kapatılması fuhuşu ne kadar ortadan kaldırırsa, kürtaj yasağının da o kadar etkili olacağını düşünüyorum.


Yazar : Dr. Faruk KIROĞLU