Kanserde Korunma ve Erken Tanı

Kanserde Korunma ve Erken Tanı

 

Kanser anormal hücrelerin kontrolsüz bir şekilde normal dokular içinde çoğalmaları ve ileri aşamalarında da başka organ ve dokulara yayılması sonucu meydana gelen bir hastalıktır. Başka bir deyişle vücutta meydana gelen kötü huylu anormal hücre topluluklarının oluşturduğu tümörlerdir.

Kanser günümüzün en ciddi sağlık problemlerinin başında gelmektedir. Kanser kişide yarattığı fiziksel rahatsızlıkların yanı sıra sosyal, maddi ve manevi yönleri ile mücadelesi zor bir hastalıktır. İnsan sağlığını ciddi anlamda tehdit ederken, gün geçtikçe sosyal güvenlik kurumlarına da artan miktarda bir maliyet getirmektedir. Bu nedenle kanser hakkında toplumsal farkındalığın arttırılması ve kanserle mücadele amacıyla ilgili olarak sağlık çalışanlarının, sivil toplum örgütlerinin ve sağlık hizmeti veren kurumların dahil olduğu kollektif çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir.

Çağımızda kanserle mücadele konusunda en önemli kontrol stratejisinin korunma ve erken teşhis olduğu iyi bilinen bir gerçektir.

Kanserden korunma dendiğinde iki tip korunma akla gelir; primer (birincil) korunma ve sekonder (ikincil). Birincil korunma esas hedeflenmesi gereken korunma tipidir. Kısaca kansere sebeb olan risk faktörlerinden (kanserojenler) insanın mümkün olduğunca kendini uzak tutması yada o risk faktörüne maruz kalınacaksa da koruyucu tedbirler alınarak maruz kalınmayı sağlamak temel hedef olmalıdır. Bu tedbirleri kabaca 3 grupta ele alabiliriz; sigarayı bırakmak, dengeli beslenmek ve çevresel kanserojenlerden mümkün olduğunca korunmak.

Sigaranın bırakılması ve sigara dumanının solunmasından uzak durmakla, birçok kanser türünden (başta akciğer kanseri olmak üzere) yaklaşık yüzde 30 oranında korunma sağlanabilmektedir.

 

                                        

 

 

Diğer yandan beslenme alışkanlığının düzeltilmesi, yeterli ve dengeli beslenmek, şişmanlıktan kaçınmak ile de yine yaklaşık yüzde 30 oranında ek bir korunma sağlamaktadır. Düzenli ve dengeli beslenme ile kastedilen sebze ve meyve ağırlıklı posadan zengin yiyecekleri daha fazla tüketirken, kırmızı eti daha az tüketmek, dieyette tuzu olabildiğince azaltmak, alkol tüketimini azaltmak doğru ve dengeli beslenmenin temel hedefleridir. Sebze ve meyve ağırlıklı beslenmeden kastedilen; günde en az 3-5 porsiyon sebze ve meyve tüketilmelidir. Kabuklu yenebilen meyveler kabuğu ile birlikte tüketilmelidir. Sebze yemekleri az suda veya kendi suyu ile pişirilmeli ve hemen tüketilmelidir. Günde 2 porsiyon kurubaklagil yemekleri tüketilmeye çalışılmalıdır. Kuru baklagillerin ıslama ve haşlama suları dökülmemelidir. Besinlerin saklama koşullarına dikkat edilmelidir. Hazır satılan yiyeceklerin etiketleri incelenmelidir. Besinlerin taze ve kendi mutfaklarımızda hazırlanıp, pişirilmiş olanları tercih edilmelidir. Ekmeğin kepekli olanı tercih edilmelidir. Yiyeceklerin hazırlama ve pişirme aşamasında domates, sarımsak, soğan, nane ve maydanoz gibi besinler bolca ve sıkça kullanılmalıdır.

 

Bunlara ek olarak içeceklerin çok sıcak içilmemesi, kırmızı etin direk ateşte kömürleşecek kadar pişirilmemesi, işlenmiş et ürünlerinin (salam, sosis) tüketilmesinin azaltılması diğer sağlıklı beslenme hedefleridir.

 

Yiyeceklerin tuzlanarak değilde derin dondurucularda saklanarak tüketilmesi mide kanserinden korunmada kanıtlanmış bir öneridir.

Düzenli fiziksel aktivite (düzenli yürüyüşler, düzenli spor yapmak) ile kilo kontrolü (şişmanlığın gelişmesini engelleyerek) ve ayrıca kanserden direk korunmaya ciddi katkı sağlamaktadır. Haftada 3 gün en az 30 dakika yürüyüş, yüzme, bisiklet, step gibi. egzersizler yapılmalı ve bu bir yaşam tarzı haline getirilerek ömür boyu sürdürülmelidir.

 

Çevresel kanser yapıcılara gelince maalesef modernleşme ve sanayileşme ile bunlara hergün daha çok maruz kalınmaktadır. Bu maruziyet giderek daha çok insan hayatını tehdit etmektedir. Bunlardan bir tanesi ise cilt kanserlerinin belli başlı sebebi olan güneş ışınlarına (ultraviyole ışınları) maruziyetdir. Bu riskin azaltılmasının en önemli yolu ise günün belli saatlerinde bu ışınlardan korunmaktır. Sabah saat 10 ile öğlen 14:00 arasında güneşe çıkmamak, güneşlenmemek ve eğer güneşe çıkılacak ise de en az 15 faktörlü güneş koruyucu kremler kullanılmasıdır.

 

Kentlerin giderek modernleşmesi ve sanayileşmesi ile birlikte artan hava kirliliğide kanser açısından risk faktörlerindendir.

 

Kanserde Erken Tanı

Şimdiye kadar kanserin sebebleri ve bu risklerden korunmadan bahsettik. Ki buna birincil korunma diyorduk. Yazının bundan sonraki kısmında ise kanserden ikincil korunma için alınması gereken tedbirlerden bahsedeceğiz. Günümüzde bazı kanserlerin belli yaş ve cinsiyetlerde daha sık görüldüğü iyi bilinen bir gerçektir. Bu amaçla bazı tedbirler geliştirilmiştir. Bu tedbirlerin temel hedefi kanser gelişmişse bile, erken dönemde tespit ve buna uygun tedaviler uygulayarak hastalıktan tamamen kurtulunması hedeflenmektedir. Yani erken safhada tanı koyarak şifa sağlanmasıdır. Ki bunun belli kanserlerde mümkün olduğu bilimsek olarak ispat edilmiştir. Bu kanserler ise meme kanseri, serviks kanseri ve  kolon kanseridir .

Meme kanserinin erken safhada tanısı, mamografi ile mümkünüdür. Bu amaçla normal riske sahip kadınların 40 yaşından itibaren yılda 1 kez mamografi yaptırması uygundur. Böylelikle erken tanı konulabilir ve uygun tedavi ile de bu hastalıktan tamamen kurtulunarak şifa sağlanmış olunacaktır. Ayrıca kendi kendine meme muayenesi ve peryodik klinik muayenede (doktor tarafından) önerilmektedir.

 

Kalın barsak kanserinde (kolorektal kanser) tarama ile erken tanı mümkündür. Çünkü kolon kanserinin biyolojik oluşumundan kanser gelişimine kadar geçen süre uzun olduğundan tarama için uygun bir hastalıktır. Kolorektal kanserlerin %95’ten fazlası adenomatöz polip zemininde gelişmektedir. Bu nedenlerden dolayı 50 yaşından sonra yılda 1 kez gaitada gizli kan, rektal muayene, 3-5 yıl aralıklarla rektosigmoidoskopi veya normal riske sahip insanlarda 10 yılda bir kolonoskopi yaptırılması tarama için uygun görülen stratejilerdir.

 

 

Serviks kanserinde de anormal bir hücreden kanser oluşumuna kadar geçen uzun bir preklinik dönemi olduğundan (karsinoma insitu-invaziv kanser oluşumuna kadar geçen süre: 12-20 yıl) erken tanı için ideal bir kanser tipidir. Taramanın yararının en iyi gösterildiği kanser tipidir. Taramaya  17-18 yaşından itibaren (aktif cinsel yaşamın başladığı ilk 3 yıl içinde) başlanmalı ve yılda bir kez PAP-smear testi yapılmalıdır. Bu kansere bağlı ölüm, PAP-smear testi ile %90 azaltılabilir. Ayrıca son yıllarda geliştirilen HPV aşıları da bu kanserin önlenmesinde oldukça önemli bir gelişmedir. HPV aşısı 9-26 yaş arası bayanlara önerilmektedir.

 

Doç Dr Erkan Doğan

İç Hastalıkları- Tıbbi Onkoloji Uzmanı